Türkiye Cumhuriyeti

Atina-Pire Başkonsolosluğu

Dışişleri Bakanlığı Açıklamaları

Mısır Dışişleri Bakanlığı'nca 2 Aralık 2014 Tarihinde Yapılan Açıklama Hk. , 02.12.2014

No: 370, 02 Aralık 2014

Mısır Dışişleri Bakanlığı’nca ülkemiz ve Sayın Cumhurbaşkanımıza ilişkin olarak kabul edilemez iddialarda bulunulan ve diplomatik teamüllere uygunsuzluğu itibariyle esasen askeri darbe liderliğince dikte ettirildiği kuşku götürmeyen 2 Aralık 2014 tarihli açıklama, tarafımızca yok hükmündedir.

Esas olarak Mısır halkının demokrasi, eşitlik, özgürlük ve refah gibi meşru taleplerinin karşılanmasına yönelik samimi çağrılarımızın, bu konuda somut ilerlemeler kaydedilmediği sürece devam edeceği, ülkemizin, Mısır’da insan hakları ihlallerinin sona ermesi ve kardeş Mısır halkının özgür iradesine saygı duyulması hususlarında bundan sonra da gerekli hassasiyeti sergilemekten geri durmayacağı 30 Eylül 2014 tarihli ve 307 sayılı Bakanlığımız açıklamasıyla duyurulmuştu.

Ancak, Mısır’ın darbeci idarecilerinin, çağrı ve telkinlerimizin içeriğini idrak etme kabiliyetini haiz olmadıkları ve aksine, gerçekleştirilen hukuk dışı eylemin getirdiği suçluluk psikolojisinin yansıması ve içine düşülen aczin bir göstergesi olarak, ülkemiz aleyhinde kabul edilemez iddialarda bulundukları müşahede edilmeye devam olunmaktadır. Özellikle de, bir darbe yönetiminin, bugüne kadar gerek ülkesinde, gerek bölgesinde demokrasinin savunuculuğunu yapmış ve uluslararası standardlardaki demokratik seçimlerle işbaşına gelmiş Türkiye Cumhurbaşkanı'nı hedef alan suçlamaları ne ciddiye alınabilir, ne de kabul edilebilir.

Güvenlik kuvvetlerinin orantısız güç kullanımı nedeniyle yakın tarihte tek bir günde çok sayıda göstericinin öldürülmesinin müsebbibi, yüzlerce masum insanı gülünç davalarla idam cezasına çarptıran, sabık Cumhurbaşkanı Mübarek ve döneminin sorumlu idarecilerini, 2012’de Tahrir meydanı ve diğer demokrasi ve meşruiyet gösterilerinde şehit edilenlere yönelik sorumluluklarından “beraat ettirmek” suretiyle, Mısır halkının temel talepleri arasında yer alan hesap verebilirlik ve adaletin sağlanması çağrılarını kaale almamakta direndiğini gösteren ve sözde taahhüdüne rağmen demokrasi korkusu nedeniyle parlamento seçimlerini bir türlü gerçekleştiremeyen darbe yönetimi, bu hukuk ve hatta insanlık dışı uygulamalarının uluslararası toplumca görülmediği ve not edilmediği zannına kapılmamalıdır.

Her hal ve karda, darbe liderliğinin aksi yönde verdiği tüm emarelere rağmen, Mısır halkını kadim kardeşleri olarak gören Türkiye, ilkeli tutumunun gereği olarak, Mısır’da halkın iradesi doğrultusunda demokrasiye bir an önce geçişin sağlanmasına yönelik çağrılarını sürdürmeye devam edecektir. Esasen bu mesajın muhatabı da, darbe lideri ve yönetimi değil, Tahrir’de iradesinin gücünü göstermiş olan kardeş Mısır halkı ile uluslararası toplumdur.